19 Aralık 2010 Pazar

Heart on Snow

Kalbim aklım ruhum karda ve ışıl ışıl bir şehirde kalmışken, bundan daha güzel bir şarkı olamazdı dinlenecek. Marc Almond'dan...


7 Ekim 2010 Perşembe

Chicago müzikali

Çok boşladım buraları biliyorum, ama müzikallerimi boşlamadım. Chicago müzikaline bu pazar günü için biletim var. Heyecan dorukta, eğer bir aksilik çıkmazsa müzikal izlenimlerimi yazacağım. Ki müzikal-filminin hastası olmuşken, müzikalinin hastası olacağıma şüphem de yok.

Oya 

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Defying Gravity

Ablamın düğününün yaklaştığı, havaların gitgide ısındığı, yorgunluğun üzerime çöktüğü, işlerin yoğun olduğu ve tatilime sayılı günlerin kaldığı şu günlerde hala inatla hiçbir şey izleyecek zaman bulamıyorum. Hala Tony ödül törenini izleyemedim mesela. Hala bir sürü müzikal var sırada beni bekleyen. Ama en azından onlara zaman ayırabilene kadar, şunu loop'a aldım ve sürekli dinliyorum:
http://www.youtube.com/watch?v=3g4ekwTd6Ig

"I'm through accepting limits
'Cuz someone says they're so
Some things I cannot change
But till I try, I'll never know!
Too long I've been afraid of
Losing love I guess I've lost
Well, if that's love
It comes at much too high a cost!
I'd sooner buy
Defying gravity
Kiss me goodbye
I'm defying gravity
And you can't pull me down"

 Bu şarkı Wizard of Oz'daki "kötü" karakterin yaşam bulduğu ve geçmişinin anlatıldığı romanın müzikalinden. Lanetli - Batının Kötü Cadısı adıyla Türkçe'ye çevrilen kitap Remzi Kitabevi'nin depolarında varsa bir an önce getirtip okuyacağım. Sabırsızlıkla bekliyorum. Zira birkaç yere sordum ve baskılarının ellerinde olmadığını söylediler. Son olarak, batının "kötü" cadısı ile aynı duygular içersinde olduğumu farkettim. Yeşil değilim belki ama ben de kurallardan bunaldım :)

"Something has changed within me
Something is not the same
I'm through with playing by the rules
Of someone else's game"

Sevgiler,
Oya

21 Haziran 2010 Pazartesi

Tony Ödül Töreni Gecikmesi

Bu yılki Tony Awards yayınlandı ve ben hala izleyemedim, spoil almamak için de fazla video bakmadım, bende duruyour öyle, bakalım ne zaman izleyip yorumlayabileceğim...

8 Haziran 2010 Salı

If You Only Knew

Daha önceki yazımda bahsettiğim Jekyll & Hyde: Resurrection albümünde Emma için eklenmiş bir şarkıya takıldım birkaç gündür. Grease müzikalinde Sandy rolü ile Türkiye'de sahne alan Brandi Burkhardt'ın seslendirdiği ve sadece bu albümde yer alan bir şarkı. Çok çok çok güzel olduğunu düşünmekteyim, aralıksız dinliyorum bugün, sağanak yağmur ve kapalı hava eşliğinde de inanılmaz gidiyor....

Must I go on like this forever?

Not knowing when or whether you’ll return
Do I just sit and yearn
Or try to live and learn
And learn to live with what you put me through?
If you only knew…

I’m not as fragile as I appear to be.
I won’t so easily break in two

If you only knew how much I wonder
Whether you’re aware that you need me too.
If you weren’t so blind
Together we could find
The peace of mind that makes our dreams come true
If you only knew…
If you only knew…
If you only knew…


Sevgiler,
Oya

3 Haziran 2010 Perşembe

Grease Istanbul'daydı

Astoria'da geçen hafta yaşadığım sinir bozucu olaydan sonra, dün nihayet ikinci kere Grease müzikalini izleyebildim. Cumartesi ilk kez, dün yani Çarşamba da ikinci kez izledim Grease'i. İlk gün önlerde ve sağ kısımda izlediğim için, uzaktan izlemekle de koreografi anlamında açığımı kapatmış kaçırdıklarımı yakalamış oldum.

Öncelikle şunu söylememde fayda var, Grease'in 1978 film adaptasyonuna çok aşina bir bireyseniz(15 yaşında her gece Grease izleyen bir manyaktım!), müzikal versiyonun farklı olduğunu farkedebilirsiniz. Neler yok filmde olan, örneğin araba yarış sahnesi yok, Danny'nin kendisini rezil ettiği spor seçmeleri yok, Greased Lightning'in en başındaki "Well this car is automatic, it's systematic, it's hydromatic why it's greased lightnin'!" sekansı yok ve şarkıyı Kenickie söylüyor, Avustralyalı bir Sandy yok, Sandy şarkısı ve birkaç şarkı daha yok, Sandy'nin soyadı Dumbrowski, Olsson değil ve en önemlisi müzikalin başında Grease şarkısının söylendiği performans yok, şarkıların yerleri farklı, Sandy It's Raining On Prom Night'ı söylemiyor vs. Aklıma ilk gelen farklılıklar bunlar.

Konuya gelirsek, yıl 1959, müzikal Rydell marşının iki yorumuyla başlıyor, biri orijinali, biri öğrencilerin söylediği eğlenceli hali. Ardından Sandy Dumbrowski karakteri Pink Ladies'in arasındayken yazın yaşadığı aşk macerasını anlatıyor, Danny de kendi tayfasına anlatırken "Summer Nights" başlıyor. Arkasından Sandy ve Danny karşılaşıyorlar ve Danny arkadaşlarının yanında cool olmak için normalde davrandığından farklı davranınca cici Sandy'nin tepesi atıyor, Doody'nin şarkısının ardından kızların pijama partisine geçiliyor, "Freddy, My Love" şarkısını söylüyor Marty, ve araba sahnesine geçiş ile Greased Lightning söyleniyor erkekler tarafından. Sandy ve Danny'nin çekişmeli ilişkileri küsmeleri barışmaları, Rizzo'nun Sandy ile dalga geçtiği "Look at Me, I'm Sandra Dee" şarkısı, sonra Sandy hariç kadrodan "We Go Together"ı dinliyoruz.

Ardından şu meşhur balo sahnesi geliyor, Cha Cha'yı burada görüyoruz. Sandy Danny'i düşünüp "Hopelessly Devoted To You"yu söylüyor. Frenchy'nin güzellik okulu meselesi yüzünden Teen Angel'ın şarkısını dinliyoruz, sonra araba sahnesinde "All Alone at the Drive-In Movie"yi söylüyor Danny, Keşke Sandy'i de söyleseydi diye beklememe rağmen ne yazık ki söylemedi. Arkasından Rizzo'nun hamilelik ihtimali, yine çekişmeler, Rizzo'nun "There Are Worse Things I Could Do" şarkısı, Sandy'nin değişeceğini söylediği "Look At Me I'm Sandra Dee Reprise", sonra Sandy'nin cici kız'dan dönüşümü ve "You're The One That I Want" ve tüm kadro ile "We Go Together" söyleniyor. Tabii tüm müzikal boyunca Vince Fontaine arada sunumlarını yapıyor. Özellikle de balo sahnesinde ve müzikalin en başında seyirciyi de oyuna katmasıyla çok eğlendiriyor.

Oyunculuk anlamında neler var kısmına gelirsek:

Derek Keeling(Danny Zukko): zaten Grease Broadway'de de sahne almış bir isim. Kendisini You're The One That I Want Grease seçmeleri yarışmasından hatırlıyorum. Yarışmayı kazanamamıştı ama çok yetenekli olduğu kesindi. Bir kere çok yakışıklı, çok enerjik, çok yetenekli ve vokal olarak da çok başarılı bir isim. Sahneyi ses tonuyla, tavırlarıyla tamamen dolduruyor. Danny Zukko zaten çok sevilesi bir karakter olduğu için, otomatikman hayran oluyorsunuz. Sesini Sandy ile konuşurkenki kibar tonundan bir anda cool Danny moduna dönüştürmesi süperdi özellikle.

Brandi Burkhardt(Sandy Dumbrowski): Bu bayanı ilk başka Jekyll & Hyde müzikalinin concert cast'ından tanımıştım, bir de öncesinden Frank Wildhorn'un eski nişanlısı olduğunu okumuştum. Mamma Mia performanslarını izlemiştim. Öncelikle güzelliği tescilli olan bu oyuncu sesi de güzel olan bir yetenek. Ama oyunculuk konusunda benim için sınıfta kaldığını söylemem gerek. Belki de müzikalin etkisidir bu, Sandy zaten hepi topu 2-3 şarkıda vardı(filmde ve normalde müzikalde öyle değildi, normalde Sandy karakteri konuya inceden yayılırken burada Sandy'i çoğu şarkıda ve dans sahnesinde görmüyoruz). Dans sahnelerinde ise Sandy'nin beni benden aldığını söyleyemeyeceğim açıkçası. Diğer kadronun yanında sönük olduğunu düşündüm Brandi'nin, ancak yine de sesi gayet hoş olmasına rağmen, Olivia kadar ince olmadığından çok ince notaları yapmıyor. Olivia Newton-John'un sesinin gerçekten eşsiz olduğunu orada anlıyorsunuz zaten.

Jake Odmark(Kenickie): Filmde de aşık olduğum karakter Kenickie'ydi. Sanırım müzikalde de en sevdiğim karakter yine Kenickie oldu, oyuncunun çok yetenekli olması çok iyi bir dansçı olması, Rizzo ile çekişmeleri, Greased Lightning'deki performansı ve en önemlisi, arabanın adını her söylediğinde kollarını açması ve şimşek çakması inanılmaz eğlenceliydi. Bir espriye defalarca gülebiliyormuş insan, sanırım hiç eskimeyecek bir espri.
Oyuncu 6 yıl önce Danny'i oynuyormuş ve sonra bu kadroya katılıp Kenickie'yi canlandırmaya başlamış, ve aşık adam rollerindense bu rolün kendisine daha çok yakıştığını söylüyor. Gerçekten role inanılmaz yakışıyor, sanırım biraz daha devam edersem bu oyuncuya övgüler yağdırmaya devam edeceğim :)

Caroline Bowman(Rizzo): İtiraf etmeliyim filmde en sevdiğim karakter Rizzo'dur, nedense karakter sevgim müzikalde de aynı şekilde oldu. Caroline Bowman muhteşem sesli, muhteşem fizikli, muhteşem bir dansçı ve müzisyenmiş. There Are Worse Things I Could Do'yu Stockard Channing'den dinlemeye alışmış bir insana bile şapka çıkarttıracak bir performansla şarkıyı seslendirmesinin yanında, Look At Me I'm Sandra Dee'deki eğlenceli performansı da beni kendisine hayran bıraktı.

Angela Birchett(Teen Angel): Sanırım gecenin en muhteşem en inanılmaz sesiydi. Kıvanç Tatlıtuğ bu rolü nasıl kotardı(ya da kotaramadı) bilemem ama bu kadının sesi gibi eşsiz bir sesi duymak bile benim için inanılmaz bir keyifti.

Benjamin J. McHugh(Vince Fontaine): Heyy heyyyy heyyyyy, Vince Fontaineee diye cümlesine başlayan bir radyo sunucusu ve gecenin Türkçe dahi konuşabilen show öncesi eğlendiricisi olan oyuncu sanırım Grease'in en ama en eğlenceli ismiydi.

Ve geri kalan cast, Frenchy, Sonny, Roger, Doody, Marty, Patty, Jan, Eugene, Miss Lynch, Cha Cha, Johny Casino ve dansçılar koro orkestra, hepsi ama hepsi harikaydı. Tek kelimeyle harika bir geceydi, açıkçası bu tarz deneyimleri daha çok yaşayıp, bu tarz müzikalleri keşke Türkiye'de daha fazla izleyebiliyor olsak. Belki Broadway'de sahnelenen ihtişamlı sahne show'ları olan Grease'ler gibi değildi ama yine de ben şahsen yerimde, Grease filminde dans sahnesinde kavalye bulamayıp oturdukları yerden dans eden kızlar misali, sürekli hareket halindeydim, böyle güzel bir geceyi bir daha kimbilir ne zaman yaşayabileceğim.
Sevgiler,
Oya

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Astoria Alışveriş Merkezi ( Grease Müzikalinde Yaşanan Rezilliğin Hikayesi )

Şu blog'u azıcık takip eden varsa, ya da beni tanıyan, Grease için ne denli delirdiğimi ne kadar büyük bir hayran olduğumu iyi bilir. Ki bunun neticesinde 2 biletim vardı Kuruçeşme Arena'daki gösteri için.Biri arkadaşımın 1.000 tl'lik alışveriş yaparak kazandığı iki adet Grease davetiyesi(burda not düşmekte fayda var, Grease'i Türkiye'ye getiren Astoria Alışveriş Merkezi'dir ve 500 tl'lik alışverişe bedeva 1 bilet veriyor Astoria mağazalarından alışverişinde) ve bir de Cumartesi gecesi için aldığım VIP Grease biletlerim. Öncelikle Astoria'dan davetiyeyi almaya gittiğimizde Salı mı Çarşamba mı diye bir soru sorulmuştu, Çarşambayı seçtik, biletimin üzerinde 26 Mayıs 2010 Çarşamba saat 21.15 yazıyor, işten güçten çıkılmış yorgun argınız köprü geçilmiş yol kat edilmiş vs ama Grease'e gideceğiz diye sevinçliyiz.

Konser mekanına gidildi işlerden erken çıkılıp, işte kıyamet de burada kopuyor zaten. kimsecikler yok bi 10 kişi falan, konser iptal lafları dolaşıyor, halbuki dün sahnelenmiş orada, nasıl iptal olur, imkan yok derken Astoria'dan görevliler, kusura bakmayın bilmem kaç yüz kişiye haber verdik ama size ulaşamadık dediler(wtf)???? Biz nasıl olur diye inanamadık bu duruma, çünkü Astoria Benefit Club kartımız var telefon bilgilerimiz var, ayrıca ne Biletix'de yazıyor ne Astoria'nın sitesinde, bir de yalan yanlış sitede duyurduk yazıyordu diyorlar, yahu iş yerime yakın diye bugün daha Astoria'daydım bir şey duyurdukları da yok, zaten bin kere de teyit almıştım ve Biletix'de Çarşamba gözükmüyor ancak yine de Astoria davetlileri için Çarşamba gösterimiz var diyordunuz dedik. Sesimizi çıkarıp sinirlenince ve aptal yerine konulmayı hazmedemeyince size yeni bilet verelim demeye başladılar, e bir zahmet ama bu sefer 26'sı yazan biletleri elimizden kapmak istiyorlar, bunu kabul edemedim çünkü bu gerzekliğe dair elimde bir kanıt olsun istedim, kanıtın resmi de aşağıdadır:
Bir de orada bi sorun yaratan bağıran bir sizsiniz diyorlar. Astoria'yı aradım ve yarınki biletleri verelim hem Kıvanç Tatlıtuğ var daha güzel gösteri olacak diyorlar. Bana ne Kıvanç Tatlıtuğ'dan manyak mısınız işimden gücümden erken çıkıp şuraya kadar onca yolu kat ediyorum sonra bana gelip yarın bıkbıkbık diyorlar. Bir de sorun yarattığımı söylüyorlar. İnsanlar bir ses çıkarmayıp yeni verilen biletlere tav oluyor. Hem Astoria'dan VIP biletleri olanlar tribün biletlerine; "tribün biletleri daha güzel hem" denilerek gerzekçe kandırılmaya çalışılıyor iki tuhaf görevli tarafından. Görevlilerden biri ordaki 60 kişiyi bekletiyor herkese yeni yerini göstermeye çalışıyor zaman kaybından başka bir şey olmuyor. Astoria'yı aradığımda ordaki görevliler yönetici onlarla konuşun diyorlar, Kuruçeşme Arena'daki görevliler de yöneticimizle konuşun ya da biletleri verin diye rest çekiyorlar. E ben kiminle konuşacağım? Milleti "teknik arıza olmuş tuh size ulaşamadık" diye aptal yerine koyuyorlar. Muhtemelen verdikleri davetiye sayıları o kadar da doldurmayacağından iptal oldu, ama herhangi bir yerden duyurmaları çok mu zordu?? Kaç kere teyit de almış olmama rağmen. Kabullenemiyorum ben bunu, hakkımı da sonuna kadar arayacak ve özür duyana kadar durmayacağım. Astoria Alışveriş merkezine asla uğramam artık, orada sesli de dile getirdim görevlilere, bunların yapacağı kampanya da bu kadar olur zaten. Benim amacım yeni bilet değil, bari bir ayıbınız oldu bari biraz mahçup olun değil mi, ama yok zeytinyağı gibi su üstüne çıksınlar! Sonuç olarak ne mi yaptım, biletleri değiştirmeden sinirlenmiş bir halde çıktım gittim!

Tebrikler Astoria Alışveriş merkezi, harikasınız!!!!

16 Mayıs 2010 Pazar

R.I.P. Ronnie James Dio

Bu blog'u ilk oluşturmayı düşündüğümde sadece müzikaller hakkında yazmak istiyordum. Ama müzik zevkim sadece müzikallerden oluşmuyor, The Beatles ve müzikaller işin çok büyük bir kısmı olsa da, bir çok isim, bir çok türü dinlerim. Üniversite döneminde hayranı olduğum ve sesini çok çok sevdiğim, ufak boylu dev sesli adamın dün ölüm haberini almak da iyi gelmedi. İstanbul'da konser haberi vardı iptal oldu vs ama önemli değildi, sağlığı iyiye gidiyordu, başka bir zaman da dinlenebilirdi. Ama bilmiyorduk tabii işlerin o kadar da iyi gitmediğini. Mide kanseri olan müthiş sesli üstadı dün kaybettik.

Her şeyi geçtim de, bu adamlar eğer cennet diye bir şey varsa orada şu an şarkı söylüyorlar. Hatta dünyanın en büyük müzik grubu orada şu an müzikle haşır neşir olmaya devam ediyor...

Kısacası üzgünüm bugün, canım çalışmak istemiyor, sadece müzik dinlemek istiyorum...
http://www.youtube.com/watch?v=Zj3mKYASycg
http://www.youtube.com/watch?v=C1_b5tJ1SoY

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Oyungezer'de bir müzikal yazısı ve Meat the Beetles

Bu yazıyı diğer bir müzikal hayranının yazısından bahsetmeye ayırdım. Kendileri özellikle Avrupa müzikalleri konusunda müzikal bilgisi aşmış bir blog takipçimmiş. Kendi kendime 1 adet blog takipçisi edinmiş oldum :) Ancak burda bahsedeceğim, bu müzikal hayranı olan Göker Nurbeyler'in, Oyungezer dergisinin mayıs sayısında yayımlanan müzikal yazısı hakkında. Göker, Tanz Der Vampire, Rudolf Affaire Mayerling ve Jekyll & Hyde'dan bahsetmiş yazısında(syf:125). Kendisi ne kadar kısa olduğunu iddia etse de, ben yazısını çok başarılı buldum. Hatta keşke yenilerini yazsa da okusak. Resimler de harika olmuş yazıda. Ellerine sağlık :)

İkinci duyurum da, müzikallerle değil ancak müzikle ilgili. Bilen beni Beatles delisi olarak bilir. Sanırım Türkiye'de en başarılı Beatles cover'layan grubu buldum! Meat the Beetles adıyla sahne hayatını sürdüren bu neşeli grubu takibe aldım, sesim kısılana kadar şarkılara eşlik edip stres atarak rahatlıyorum. Tavsiye olunur.

Son olarak, Grease'e az kaldı............:)

Sevgiler,
Oya

9 Mayıs 2010 Pazar

Tony adayları açıklandı

Aslında Tony ödül töreni konusunda ve bu yılki adayları hakkında bir sürü şey yazmak istiyorum. Ancak gerek sağlığım gerekse moralim şu an buna el vermiyor. O yüzden şimdilik sadece tony ödül töreninin resmi sayfasının linkini koyayım, merak eden baksın, ben de arkasından güzel bir yazı yazayım.

http://www.tonyawards.com/en_US/index.html
Şimdiden merakla bekliyorum Tony Awards'ı.

Sevgiler,
Beatlefan

30 Nisan 2010 Cuma

Teen Angel - Grease (hayal kırıklığı?!)

Müzikal haberi çıkınca medyada mutlu oluyorum ama şu an mutluluk değil burukluk hissediyorum. Öncelikle haber linkini vereyim: http://www.ntvmsnbc.com/id/25088629/

Teen Angel rolü için o ülkenin star oyuncusuna rol veriliyormuş, 50 kişi arasından Kıvanç Tatlutuğ bu rol için seçilmiş, kendisi de kabul etmiş falan filan.

Onca Türk müzisyen yıldız ıvır zıvır varken neden Kıvanç Tatlıtuğ??
Şimdi Grease müzikalini sevmeyen bilmeyen kitle de Grease'e akın eder, tabii ki seyirci dolması güzel ama motivasyonu farklı bir kitle benim canımı sıkacaktır.

Bilmiyorum belki de ben Grease konusunda fazla hassasımdır...
Orijinal filmden gelsin Frankie Avalon'ın canlandırdığı ve Teen Angel karakterinin söylediği Beauty School Drop Out Şarkısı. 

Yine de hayal kırıklığına uğramayacağım hayır hayır. Şimdiden kendimi telkin edersem işe yarar belki. Bu arada etkinlik sitesine göz atmak isterseniz bu da linki:
http://www.greaseturkey.com/

Sevgiler,
Beatlefan

27 Nisan 2010 Salı

Jekyll & Hyde: Resurrection

Son takıntım Jekyll & Hyde müzikalinin dinlediğim onca albümü ve kayıtları arasında bir tanesi özellikle dikkatimi çekti. Jekyll & Hyde : Resurrection diye geçen bu 2006 albümünde, Rob Evan Dr. Jekyll ve Hyde'ı, Kate Shindle Lucy'i ve Brandi Burkhardt da Emma'yı seslendirmiş. Belirtmekte fayda var ki, dün 1. kategoriden biletini aldığım(hehe nihayet, ve bu ikinci biletim:) Grease müzikalinin Türkiye'ye gelecek kadrosunda Brandi Burkhardt Sandy karakterini canlandıracak.


Bu albümü diğerlerinden ayıran, rock gitaristi Alex Skolnick'in de albümde çalması. Müzikale inanılmaz bir rock sound'u katmış bu ünlü gitaristin tınısı. Resmen Jesus Christ Superstar müzikali gibi bir havası olmuş. Gerçi şarkılar başlıbaşına harika olsa da ben bu albümü de çok tuttum. Özellikle Hyde'ın şarkılarındaki yenilikler süper. Ve Rob Evans'ın rock gırtlağı olması da nefis gitmiş.
Edinmek isteyen olursa : http://www.amazon.com/Jekyll-Hyde-Resurrection-Frank-Wildhorn/dp/B000EGDNE0
Ayrıca şunu da ekliyim, Frank Wildhorn sen über bir kişisin!!!
Sevgiler,
Beatlefan

7 Nisan 2010 Çarşamba

This is the moment

Jekyll & Hyde müzikalini yeni yeni keşfeden bir insanım, değişik yorumlardan değişik versiyonlarını dinleyip duruyorum, ancak bugün bir şarkı(This is the moment) dikkatimi çekti ki dinlemeden duramıyorum. Önce Colm Wilkinson'dan dinledim, ancak bu videodaki versiyonda da şarkıyı Robert Cuccioli çok mükemmel söylüyor. Ben bayıldım, iyi dinlemeler.




This is the moment!
This is the day,
When I send all my doubts and demons
On their way!



Sevgiler,
Oya

25 Mart 2010 Perşembe

A Chorus Line

Red Hot Broadway'de açılışı One şarkısıyla yapmışlardı, yani A Chorus Line'ın final şarkısıyla. Harika danslarla bezenmiş bir performanstı. Müzikalin konusunu ve şarkılarını biliyorum ama filmini ilk kez dün izleyebildim. Ve ta taaa, Terrence Mann de filmde vardı :) Tam da kendisine takıntımın yeniden başladığı bir dönemde gencecik bir Terrence Mann görmek çok keyifli oldu. Bir de ben bu adamı Hugh Laurie'nin gençliğine inanılmaz benzetiyorum. İkisi de çok sevdiğim aktörler.

Öncelikle 1985 yılında çekilmiş olan filmin Broadway müzikali olan A Chorus Line'ın adaptasyonu olduğunu söylemekte yarar var. Müzikal 17 Broadway dansçısının etrafında geçer, bu dansçılar kendilerine yer edinebilmek için elemelerden geçirilirler. Konunun alındığı kitabın yazarları James Kirkwood, Jr. ve Nicholas Dante, şarkı sözleri Edward Kleban'a, ve müzikler ise Marvin Hamlisch'e ait.

1985 film versiyonunun yönetmeni Richard Attenborough. Başrollerde ise Michael DouglasAlyson Reed ve Terrence Mann gibi isimler var. Konusu da yukarda bahsettiğim gibi Broadway için düzenlenecek bir müzikal yapımının seçmeleri hakkında. Yapımın yönetmenliğini Zach(Michael Douglas) yapıyor olup bir sürü eleme sonunda 17 kişi son finale kalıyor ve konumuza zamanında Zach ile ilişki yaşamış olan Cassie(Alyson Reed) de ekleniyor. Film ilerlerken tüm dansçıların geçmişleri de anlatılıyor. Bazı hikayeler eğlenceli bazıları ise hüzünlü. Ama hepsinin ortak noktaları dansa olan aşkları. 

Açıkçası düşünüyorum da, Broadway versiyonu çok daha enerjik ve keyifli görünse de, film o keyfi veremiyor. Mükemmel dansları izliyorsunuz(özellikle filmin başlarında Terrence Mann'ın dansçıları çalıştırdığı sahneler harika) ama yine de konu kendini yeterince ifade edemiyor. Tabii bu benim görüşüm, yine oturup izlememe ve eğlenmeme engel olacağını sanmıyorum. Son olarak çok keyifli bir video yolluyorum, 2007 Tony ödül töreninde A Chorus Line müzikalinin kanlı canlı yorumunu izleyebilirsiniz. 
"One singular sensation, every little step she takes
One thrilling combination, every move that she makes
One smile and suddenly nobody else will do
You know you'll never be lonely with you-know-who..." 


Sevgiler,
Oya

22 Mart 2010 Pazartesi

Terrence Mann

Bu ismi Dresden Files dizisinde tanımıştım. Orada Bob adlı bir karakteri canlandırıyordu. İzlediğim dizilerdeki oyuncuları araştırma merakım sonucu, bu oyuncunun aynı zamanda bir müzikal oyuncusu ve dansçı olduğunu öğrendim. Üstelik çok ünlü bir müzikal oyuncusu. Ve sesini duyduğum anda acayip etkilendim.

Terrence Vaughan Mann adıyla 1951'in 1 Temmuz'unda doğan bu aktörün sesini duyduğunuzda ben bu sesi tanıyorum diyorsanız muhtemelen Cats müzikalinden hatırlıyorsunuzdur.


1982 yılında Broadway kariyerine başlamış olan Mann, asıl çıkışını Andrew Lloyd Webber'ın Cats müzikaliyle yapar. Burada Rum Tum Tugger'ı canlandırır. 1987'de hastası olduğum Les Misérables müzikalinden Javert rolüyle izleyicilerin karşısına çıkar. Bu rolüyle de ilk Tony adaylığını kazanır. İkinci Tony adaylığı ise şu an dinliyor olduğum Disney'in Beauty and the Beast müzikaliyle gelir. 1997'de Chauvelin rolünü canlandırır Frank Wildhorn'un The Scarlet Pimpernel müzikalinde. Lennon müzikalinde görev alır. 

Bunların haricinde Rags (1986), Jerome Robbins' Broadway (1989), Getting Away with Murder (1996), The Rocky Horror Show ve Broadway şovu olmayan Assassins (1991)'da rol alır. Müzikal tiyatro hariç Critters serisinde oynar. All My children'da Earl Boyd'u canlandırır. Bu ve bunun gibi bir çok rolden sonra The Addams Family müzikalinde görev alır. Hatta şu sıralar bildiğim kadarıyla Broadway'de bu rolüne devam etmektedir.

Bu yetenek abidesinin yer aldığı bazı yapımları özet olarak görmek isterseniz şu linkten fikir sahibi olabilirsiniz:


Ben tüm hayatımı bir ara bu adamın Where is the girl(Scarlet Pimpernel - Frank Wildhorn) yorumuyla geçirebileceğimi düşünüyordum. Yine aynı müzikalden Falcon In The Dive gibi enerjisi bol ve zor bir şarkıyı kimse Terrence Mann kadar iyi söyleyemez bana kalırsa. 

Kendisi hakkında daha detaylı bilgiye şu linkten ulaşabilirsiniz: 
http://en.wikipedia.org/wiki/Terrence_Mann 

Sevgiler,
Oya

16 Mart 2010 Salı

Yeni müzikal cd'lerim

Bugün iş yerimden çıkıp arkasından Cevahir alışveriş merkezine gittim ve ordaki D&R'a düştü yolum. Gözüme kampanya cd'leri reyonundaki müzikal cd'leri çarptı. Bunlardan bir tanesi The Best Of Broadway diye bir Broadway müzikalleri derlemesi cd'si(2 cd şeklinde), yorumcular ise Broadway Session Group. Almış olduğum diğer cd ise Mamma Mia, bu müzikalin şarkıları da The West End Orchestra & Singers tarafından yorumlanmış. Ve son olarak da Singin' in the Rain'in müzikal şarkılarını içeren bir cd aldım. Şu an bu cd'leri dinleme aşamasındayım, ağzım kulaklarıma varıyor mutluluktan :)

Sevgiler,
Oya

15 Mart 2010 Pazartesi

Red Hot Broadway - Broadway Müzikallerinden Seçmeler

Öncelikle itiraf ediyorum, gösteri başlamadan önce ve sonra TİM Maslak Show Center'ın girişinde solda olan ufak odadaki posterlere sulanan bendim! Satılık sanmıştım, kapıyı birkaç kez yokladım, içeri alacaklar sandım, orda en az bir 10 tane poster gözüme kestirdim. Çıkışta kapı gene açık değildi, görevlilere sordum, kendileri gayet sabırla onların sergi amacıyla bulunduğunu ve Türker İnanoğlu'nun şahsi koleksiyonundan olduklarını, Türvak müzesinden başkalarını da görebileceğimi söylediler. Ben ciğer görmüş kedi gibi posterler için sulanırken biraz üzüldüm açıkçası. Özellikle Phantom of the opera posteri için kafamda uygun koyacak yer bile belirlemiştim :) Şunu da belirtmeliyim ki Tim Maslak Show Center'ın girişinde asılı bulunan afişler ve posterler gerçekten her müzikal severin iştahını kabartacak kadar güzeller.

Red Hot Broadway'e gelirsek, bu gösteri için Broadway'in en "ateşli" müzikali diyorlardı tanıtımlarda. Açıkçası ben videolarda gördüğüm kadarıyla daha büyük bir kadro bekliyordum, ve TİM Maslak Show Center'ın da daha büyük olduğunu sanıyordum. Ama bunların hiçbiri sorun olmadı pek tabii. Şunun şurasında İstanbul'da kaç tane müzikal izleme şansımız oluyor ki, üstelik bu kadar başarılı bir kadronun gösterisi olunca tadına doyum olmuyor.Gayet müzikal aşkınızın doruk noktasına ulaştığı ateşli ve coşkulu, müzik dolu, yetenek dolu, dans dolu bir gösteri izliyorsunuz.

Gösteride neler söylediklerine gelirsek, A Chorus Line, Joseph and the amazing technicolor dreamcoat, Grease(keşke en meşhur şarkılardan birkaçını daha söyleselerdi, çünkü harikalardı), Thoroughly Modern Millie, My Fair Lady, Hello Dolly, Cabaret, Chicago, Les Miserables(dinlediğim en iyi One Day More yorumlarından biriydi), Chess(I Know Him So Well ha-ri-kaydı!), Mamma Mia(orda kalkıp dans etmemek için zor durdum), Blues Brothers, Copacabana, The Rocky Horror Picture Show, Cats, Evita, 42nd Street vs vardı. Şarkıların aralarında hangilerinin çaldığını ve hikayelerini anlatmaları ise çok güzel bir detaydı. Özellikle anlatıcının(yetenek abidesi diyorum kendisine) aksanını birden Grease'deki Danny gibi değiştirip seyirciyle şakalaşması gösteriyi interaktif yapmanın yanında çok eğlenceli kıldı.

Kadrodaki isimleri ne yazık ki tüm internette aradım bulamadım, eminim ki bir yerlerde yazıyordur, araştırmak istediğim birkaç müzisyen var. Özellikle lead'leri çok başarılı buldum, sarışın genç vokal ve kızıl olan bayan vokal ise efsaneydi. Geri kalan kadro da öyle. Bana muhteşem bir 2 küsür saat yaşattılar. Hair, Jesus Christ Superstar, Phantom Of The Opera, Sunset Boulevard da keşke olsaydı da dinleseydik dediğim müzikallerden bazılarıydı.

Bu gösteri benim için Grease müzikaline gitmeden önce ön gösterim gibi oldu, müzikal açlığımın ne denli kabarmış olduğunu farkettim. Keşke çok daha fazla müzikal gösterisi olsa da izlesek ancak Türkiye'de bu kültür ne yazık ki çok yaygın değil. Umarım çok yakın bir zaman sonra yeni canlı müzikal izlenimleriyle bir şeyler yazabilirim. Biliyorum Broadway gibi bir kültürümüz yok, olmayacak, ama tiyatro ve konser hariç ikisinin arasında olan ve dünyanın en keyifli seyirliği olan müzikallerin de yeterince değerinin anlaşılmamasına üzülüyorum.

Sevgiler,
Beatlefan

8 Mart 2010 Pazartesi

Grease biletleri satışta

Nihayet biletler biletix'de satışta. Fiyatlar beklediğimden daha normal gibi gözüküyor. 1 adet davetiyem olacak belki 2 kere bile gidebilirim çılgınlık yapıp.


Bu da afişimiz:


2 Mart 2010 Salı

Grease manyakları için biletler yakında satışta!

Grease müzikalini izleyeceğim düşüncesiyle sizin de kalbiniz pırpır ediyorsa bu link tam size göre:
http://www.biletix.com/event.htm?id=LTGRE
Biletler çok yakında satışta, fiyatları da linkten görebilirsiniz. Her şeyi geçtim de, Astoria bana biletler satışa çıkarılmayacak diye yalan yanlış bilgi verdi ya, ne diyim ki ben onlara.


Çok mutluyum çooook, çocukluğumda saçım Sandy gibi olsun istedim. Ergenliğimde Grease filmini hemen hemen her gece izleyip gece kimse beni görmeden danslarını taklit ettim, lisedeki sıra arkadaşımla teneffüs aralarında Grease dansları yaptım :) Tüm videoları tüm yapımları elime ne geçerse tükettim. Karaokeler yaptım şarkılara bağıra çağıra eşlik ettim, Olivia Newton John'un sesi gibi sesim yok diye sesimi sevmemeye başladım :) Ama yine de şarkılara eşlik etmeyi hiç bırakmadım. Ve şimdi Grease geliyor. Şu an benden mutlusu yok.
Zaman geçsin artık, 2010 güzel bir yıl olacak :)

15 Şubat 2010 Pazartesi

Red Hot Broadway


Nefis bir haberle karşınızdayım. Müzikal performanslarından oluşan harika bir etkinlik mart ayında Tim Show Center'da sahnelenecek. Etkinliğin ne denli keyifli olacağını videosunu izledikçe tahmin edebiliyor ve daha da heyecanlanıyorum. Tanıtım yazısından:

"Göz alıcı ve yüksek enerjili bu Broadway fantezisi, uluslararası şarkıcılar ve New York'un en hareketli koro kızlarından oluşan kastı seyirciyle buluşturuyor. 
Bu muhteşem topluluk, Broadway’in en güzel müzikallerinden seçmeleri 11-12-13-14 Mart 2010’da yalnız (6 gösteri) Tim Maslak Show Center’da sergileyecek.
A Chorus Line, Hello Dolly, My Fair Lady, Chitty Chitty Bang Bang, The Lion King, Cabaret, Les Miserables, Evita, Grease, Chicago,42nd Street, Cats, Minnie the Moucher from The Blues Brothers, Mamma Mia, Saturday Night Fever, Copacabana, The Rocky Horror Show ve daha birçokları…"

Etkinlik videosu ve bilgisi : http://www.timshowcenter.com/index.php?page=broadway
Biletix linki : http://www.biletix.com/event.htm?id=LTTA4

Sevgiler,

Beatlefan